ÇOCUKLUĞA MÜZİK ÜZERİNDEN BAKMAK(*)

Can Çakmur

 

 

Robert Schumann, Kinderszenen

Claude Debussy, Children's Corner

George Enescu, Impressions d'Enfance

Béla Bartók, For Children

György Kurtág, Játékok

Bu eserlerin hepsi çocukluk ile ilgili parçalardır, ancak hiçbiri pedagojik amaçlar ile yazılmış “çocuk parçaları” değildir. İçten duygularla bezeli olduğu kadar basitliği ve sadeliği de çağrıştıran bir kavram olarak çocukluk, bu eserlerde sembolik olarak kurulan bir anlatım aracından daha fazlası değildir. Bu eserlerin hepsi, içeriklerinde olmasa bile şekilsel ve anlatımsal olarak bundan nasibini almışlardır.

Bu parçalar ile örneğin Johann Sebastian Bach'ın oğlu Wilhelm Friedemann'ın enstrüman eğitimi için yazdığı “Wilhelm Friedemann Bach için Piyano Kitapçığı” (Clavier-Büchlein vor Wilhelm Friedemann Bach) karşılaştırıldığında görülecek temel fark bu eserlerin tamamının bir yetişkinin gözünden ve yetişkinler için yazılmış olmasıdır. Bach’ın “Piyano Kitapçığı” ise açık bir biçimde, bir çocuğu müziğin dünyasına sokmak için pedagojik kaygılarla yazılmıştır. Çocuklarla, çocukların dilini konuşmayı amaçlar. O yüzden ne bir özgünlük iddiası ne de belirgin bir imzası vardır. Hatta bugün, kitabın içindeki bazı parçaları Wilhelm Friedemann'ın kendisinin kaleme alıp almadığı bile tartışma konusudur. Oysa Debussy’nin Children's Corner (Çocukların Köşesi) serisinin ilk parçası olan Doctor Gradus ad Parnassum'un Debussy tarafından yazılıp yazılmadığı üzerinden ne kadar zaman geçmiş olursa olsun hiçbir zaman bir tartışma konusu olmayacaktır. Debussy, aslında Clementi'nin yazdığı bir egzersiz kitabı olan Gradus ad Parnassum'un ruhunu büyük bir ustalıkla çok dokunaklı olan bu esere işlemiştir.

Bu eserlerin ortaya çıkışı farklı kaynaklara dayansa da hepsinin ortak noktası çok dokunaklı olmalarının yanında bestecilerinin olgunluk dönemlerinin ürünleri olmalarıdır. Robert Schumann, Kinderszenen'i (Çocukluktan Sahneler) bir yetişkinin gözünden çocukluğa bakış olarak kurgulamıştır. Çocukluk, yetişkinin yaşamında uzaklaştıkça daha da mistikleşen bir peri masalıdır. Schumann’ın eserin bölümlerine koyduğu başlıklar da ancak bir yetişkinin dünyasından bakıldığında öyle görünen altüst olmuş bir gerçekliğin puslu havasını yansıtır. Örneğin eserin altıncı bölümünün adı “Önemli Olaydır.” Ancak bu “önemli olay”, tarihin akışını değiştiren Fransız Devrimi gibi bir şey değil, büyükbabanın ziyarete gelmesidir. Eserin onuncu bölümü olan “Neredeyse Fazla Ciddi” ise örneğin yaşam ve ölüme dair yüksek düzeyli bir monolog değil, karanlık bir odadan geçmek üzere olan bir çocuğun zihnine bir bakıştır. Schumann'ın Kinderszenen’de ifadede ettiği şey, bir eserin felsefi derinliğinin yüceliğinde ve zenginliğinde olduğu kadar duygusal derinliğinde de bulunabileceğidir. Yetişkin için, çocuğun dünyaya bakış biçimi her geçen gün kendisinden biraz daha fazla uzaklaşsa da o bakışın hakikat değeri hiç kaybolmuyor. Schumann’ın tımarhaneye kapatılmadan önce tamamladığı son eseri olan Şafak Şarkıları karışık ve çetrefillidir; ancak eserin son otuz saniyesini dolduran o basit iki akor Çocukluktan Sahneler ile ne kadar da koşuttur. İşte ancak bu tür bir damıtılmış sadelik bize, o söndüğü düşünülen ateşin Schumann'ın ruhunun derinliklerinde hala canlı olduğunu gösterir.

George Enescu, Impressions d'Enfance'da Schumann'dan farklı bir yol izler. Eser, esas itibarı ile bir çocuğun bir gününü betimler. Arasında neredeyse ara verilmeden çalınan ve on parçadan oluşan süit, gün doğumunun müzikal bir tablosu ile sonlanır. Bu eser Enescu'nun olgunluk döneminde yazdığı eserlerden biridir. Enescu'nun karakteristik yazı dilini bu parçada da görürüz. Beste son derece karmaşık ve çok katmanlıdır. Çocukluk, Enescu için damıtılmış bir anı, geçmişte kalmış uzun ve zorlu bir hayatın el değmemiş, naif bir parçasıdır. Süitin bölümlerinin başlıkları "Bahçede Akan Dere" ya da "Bacadaki Rüzgâr” gibi son derece sıradan olayları betimler. Ancak bu başlıkların eserin yazıldığı bağlam içinde değerlendirildiğinde çok daha derin bir anlamı olduğu söylenebilir. Enescu, bu eseri 2. Dünya Savaşı sırasında bestelemiş, 1942 yılında ise Dinu Lipatti ile birlikte ilk seslendirilişini yapmıştır. Oldukça detaylı bestelenmesine ve karmaşık örgüsüne karşın, eserin son derece yalın duyuluşu, savaşa dair içinde barındırdığı acıları gizlemektedir. Son bölüm olan "Gündoğumu", muhtemelen sadece müzikal bir tasvir değil aynı zamanda bu acıları gören bir insanın içinde yaşattığı umudun da bir ifadesidir.

Béla Bartók, Enescu ile aynı yıllarda ve aynı coğrafyada yaşamıştır, ancak gerek müziği gerekse kişiliği Enescu'dan tamamıyla farklıdır. Bartók, Balkan coğrafyasından topladığı halk melodilerinin bir kısmını For Children (Çocuklar İçin) adını verdiği bir albümde toplamıştır. Bu albüm, yazıda şimdiye dek söz edilen diğer eserlerden çok daha basit olmasıyla ayrılır. Gerçekten de bu ufak parçalar çocuk şarkılarıdır. Bartók, özünde halk şarkıları olan bu eserlere çok dokunmaz, onları geliştirmeye, olduklarından daha büyük eserler haline getirmeye çalışmaz. Diğer yandan, bu eserler işte bu yalınlıkları sebebiyle bu kadar değerlidirler. Bartók daha sonraki yıllarda, bu eserlere benzemekle birlikte bu kez tamamıyla kendi icadı olan melodiler ile ve pedagojik bir amaç doğrultusunda Mikrokosmos isimli bir eser besteler. 6 kitaplık bu mucizevi koleksiyon, nota okumayı yeni öğrenmiş öğrenciye, konser piyanisti olana kadar eşlik etmeyi amaçlar. “For Children”, Mikrokosmos'un öncüsüdür. Bu eserin ne kadar değerli olduğunu Bartók'un bu parçalardan bir kısmını kaydetmiş olmasından da anlayabiliriz. Bartók için çocukluktan gelen bu duygusal kaynak çok önemli olmuş olmalı. Dolayısıyla bu eserleri aslında Bartók'un müziğinin özü olarak değerlendirmek aşırı bir yorum sayılmamalı.

György Kurtág ise Bartók sonrası kuşağın en değerli bestecilerinden biridir. Kurtág'ın hayatı boyunca üzerine çalışmaya devam ettiği eseri Játékok (Oyunlar), bir çocuğun piyano başında oyun oynamasını çağrıştırır. Bu parçalar da genellikle çok kısa ve basit görünümlüdür. Ancak bu görünüm son derece yanıltıcıdır. Yazdığı her nota üzerinde saatlerce düşünen Kurtág’ın her notasının içinde dünyalar saklıdır. İş performansa geldiğinde ise bu, Kurtág yorumcuları için çok zorlu bir görev haline dönüşmektedir. Kurtág’ın müziğiyle ulaşmaya çalıştığı ifade piyano çalmanın sadece bir oyun olduğu zamanlardan kalan bir ifadedir. Oyun oynamak bir yana, çocukların yetişkin birer piyanist gibi çalmalarına özendirilen bir dünyada, yetişkinin bir çocuğu onun dünyaya gerçek bakışı üzerinden taklit etmeye davet edilmesi, en azından paradoksal bir meydan okumadır. Çocukluk yitirildikten sonra, bir yetişkinin bu ifadeye ulaşabilmesi ancak son derece detaylı ve zorlu bir çalışma ve planlama ile mümkündür. Kurtág, "çocukluk" ile ilgili parçalarıyla Bartók'un yaptığını bir adım ileri taşıyarak çocukluğu geri getirmeyi amaçlar.

Bu parçaları arka arkaya dinleyip, stilistik olarak karşılaştırmak çok faydalı bir çalışma olabilir. Bunlar aynı tema çerçevesinde yazılmış eserler oldukları için bestecilerin kişiliklerine derinden bir bakış sağlıyorlar. Dolayısıyla yorumculara olduğu kadar dinleyicilere de çok farklı ve özel deneyimler yaşatıyorlar ve daha sık çalınmayı hak ediyorlar. Konser programlarının müziğin ağır toplarıyla tıka basa doldurulduğu bugünlerde, bu parçaların sunduğu içtenlik ve sadelik daha da önem kazanıyor. Çocukluk ile ilgili müzik yapmak, müzik tarihinde küçük parçaların önem kazanmasıyla başlamış bir akımdır denebilir. Mozart'ın veya Beethoven'ın ulaştıkları aşılamaz düzey, sonraki kuşak bestecilerin farklı ifadeler ve ilham arayışlarına yönelmelerine sebep olmuştur. Bu eserleri söz konusu arayışların bir sonucu olarak görmek gerekir. Grieg'in sözleri bu farkı anlamamızı sağlıyor: "Beethoven ve Bach katedraller için müzik yazdılar. Ben ise insanların oturma odalarının müziğini yazmak istiyorum."

 

O üstüme ipekten bir battaniye örttü,

İçinde yattığım serin bir çadır;

Ne zaman bir daha böyle güvende olacağım?

Belki, yeşil çimenlik çatım olduğunda.

 

Karl Gottfried von Leitner- Beşiğimin önünde

 

 

(*) Bu yazı Andante dergisi Şubat 2018 (136) sayısında yayımlanmıştır.

Andante Yazıları